Normal bireylerde hava ve kemik yolu servikal vestibüler uyarılmış miyojenik potansiyellerin tanımlayıcı değerleri ve oklüzyon etkisinin incelenmesi
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Medipol Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, ODYOLOJİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2021
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: BETÜL TAŞCI
Danışman: ŞERBETÇİOĞLU Mustafa Bülent
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu çalışma kemik yolu ve hava yolu uyarımı sonucu oluşan cVEMP yanıtlarının tanımlayıcı istatistiksel değerlerini oluşturmak ve oklüzyon etkisinin kemik yolu cVEMP testi üzerine etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışma Medipol Üniversitesi Hastanesi'nde 11 kadın ve 9 erkek olmak üzere toplam 20 birey (n=40 kulak) üzerinde yapıldı. cVEMP testleri, çalışmaya katılmaya gönüllü olan kişilere beş aşamada uygulandı. İlk olarak hava yolu cVEMP testi uygulandı. Daha sonra oklüzyon etkisini inceleyebilmek için dört farklı durumda kemik yolu cVEMP testleri uygulandı. Hava yolu cVEMP yanıtları için ortalama P1 latansı 15,17±0,77 ms, N1 latansı 24,12±1,38 ms, interpeak latansı 8,95±1,12 ms, P1N1 amplitüd değeri 149,73±75,00 μV ve VEMP asimetri oranı 0,16±0,16 bulundu. Kemik yolu cVEMP yanıtları için ise ortalama P1 latansı 14,38±0,85 ms, N1 latansı 23,40±1,50 ms, interpeak latansı 9,05±1,57 ms, P1N1 amplitüd değeri 107,58±54,08 μV ve VEMP asimetri oranı 0,15±0,12 bulundu. Hem hava hem de kemik yolu cVEMP parametrelerinde kadın-erkek ve sağ-sol kulak arasında istatistiksel anlamlı fark elde edilmedi. Hava ve kemik yolu cVEMP yanıtları karşılaştırıldığında ise kemik yolu cVEMP P1 ve N1 latansları, hava yolu cVEMP latanslarından daha kısa elde edildi (p<0.01). Hava yolu cVEMP amplitüdleri ise, kemik yolu cVEMP amplitüdlerinden daha büyük elde edildi (p<0.01). Oklüzyon etkisinin cVEMP parametrelerine etkisi incelendiğinde ise istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmadı. Sonuç olarak, kliniklerde yaygın olarak kullanılmayan kemik yolu cVEMP'in bu çalışmayla birlikte tanımlayıcı verileri elde edilerek, kliniklerde özellikle iletim tipi işitme kayıplarının vestibüler değerlendirilmesinde ve yüksek sesten rahatsız olan hiperakuzili hastalarda tanıya yardımcı bir test olarak kullanılabileceği düşünüldü.