Kronik bel ağrısında miyofasiyal indüksiyon ve terapötik ağrı eğitiminin etkisi
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Medipol Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, FİZYOTERAPİ VE REHABİLİTASYON ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2020
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MEHMET ÜNAL
Danışman: ALGUN Zeliha Candan
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bel ağrısı, dünyadaki en yaygın kas – iskelet sistemi problemlerinden biridir. Kronik bel ağrısı (KBA), dünya çapında sağlık sistemlerinde önemli bir sosyal ve ekonomik yük olmaya devam etmektedir. Bu çalışmanın amacı, KBA olan hastalarda miyofasyal indüksiyon terapisinin ve terapötik ağrı eğitiminin ağrı ve fonksiyon üzerine etkinliğinin araştırılmasıdır. Literatürde miyofasyal indüksiyon terapisinin kronik bel ağrılı hastalar üzerine etkisini araştıran ve terapötik ağrı eğitimi ile karşılaştıran herhangi bir çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışmada 40 KBA hastası çalışmaya dahil edildi ve tedavi programına göre randomize olarak miyofasyal indüksiyon terapisi (MİT) ve terapötik ağrı eğitimi (TAE) olmak üzere iki gruba ayrıldı. Sonuç ölçümleri; korku kaçınma inanışları anketi (FABQ), Roland Morris engellilik anketi, McGill ağrı anketi, parmak zemin testi, yaşam kalitesi anketi kısa formu (SF 36) ve torakolomber fasya (TLF) ultrasonu ile değerlendirildi. Hastalar tedaviden önce ve tedaviden sonra şeklinde değerlendirildi. MİT, 8 hafta boyunca haftada 2 seans uygulandı. Her seans 40 dakika sürdü. TAE, 8 hafta boyunca haftada 2 kez uygulandı ve ağrı eğitimi seansları 40 dakika sürdü. Her iki grupta da tüm sonuç skorlarında anlamlı düzelme görüldü (p <0.05). 8 hafta sonra MİT grubunda, SF 36 fiziksel fonksiyon, mental fonksiyon ve fiziksel problemler nedeni ile kısıtlanma skorlarında, TAE grubuna göre anlamlı olarak iyileşme görüldü. Parmak zemin test skoru MİT grubunda, TAE grubuna göre anlamlı olarak azaldı (p <0.05). Her ne kadar MİT ve TAE'nin KBA'lı hastalarda ağrı ve fonksiyon üzerinde etkili olduğu bulunsa da MİT tekniklerinin bu hastalarda gövde fleksiyon hareketi ve yaşam kalitesini iyileştirmede TAE'ye göre önemli ölçüde daha etkili olduğu görüldü.