Sıçanlarda tek taraflı olarak aralıklı ve aralıksız renal iskemi-reperfüzyon modeli oluşturulması ve sonuçlarının karşılaştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Medipol Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2017

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MUSTAFA SOYTAŞ

Danışman: HORUZ Rahim

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Böbrek tümörleri, son yıllarda görüntüleme yöntemlerindeki gelişmeler sayesinde daha fazla tanı konulur ve erken evrede tedavi edilebilir hale gelmiştir. Daha önceleri böbrek tümörleri tedavisinde radikal nefrektomi ile böbreğin tamamının çıkarılması standart tedavi yöntemi iken soliter böbrekli hastalarda zamanla hipertansiyon ve kronik böbrek yetmezliği gelişmesi, son yıllarda damar yapılarının ve tümör sınırlarının daha iyi tanımlanabilir olması, onkolojik sonuçlarının benzerliği, tümörsüz böbrek dokusunun fonksiyonel önemi gibi sebeplerle parsiyel nefrektomi tekniği gündeme gelmiştir ve yaygın şekilde kullanım alanı bulmuştur. Parsiyel nefrektomi esnasında renal artere klemp konulması sonrasında böbrekte ortaya çıkan iskemi-reperfüzyon hasarı sorun olarak karşımıza çıkmıştır. Bu çalışmadaki amacımız parsiyel nefrektomi esnasında tümörün çıkarılması ve açıkta kalan böbrek dokusunun onarılması esnasında renal arterin aralıksız (30 dk) klemplenmesi yerine belli periyotlarla açılıp kapatılması ve böbreğin daha kısa aralıklı iskemiye (8 dakika klempli-2 dakika klempsiz şekilde toplamda 30 dakika) maruz bırakılması ve dolayısıyla böbrekte daha az hasara sebep olunup olunmadığının araştırılmasıdır. Çalışmamızda ağırlıkları 200-250 gr olan 8 haftalık 24 adet erişkin erkek WistarAlbino sıçan kullanıldı. Sıçanlar 3 gruba ayrıldı. Sham grubunda böbrek ortaya konuldu ve böbreğe yönelik bir işlem yapılmadan tabakalar kapatıldı. İkinci grupta 8 dakika klempli ve 2 dakika klempsiz şekilde toplamda 30 dakika aralıklı renal iskemireperfüzyon uygulanırken 3. grupta 30 dk. aralıksız deneysel iskemi-reperfüzyon modeli oluşturuldu. İşlem sonrası 24. saatte iskemi-reperfüzyon modellerinin böbrekte yapmış olduğu etkileri serum Neutrophil Gelatinase-Associated Lipocalin (NGAL), serum Kidney Injury Molecule-1(KIM-1), idrar NGAL, idrar KIM-1 ve serum kreatinin düzeyleri ile belirlemek amacıyla sıçanlardan kan ve idrarları alınarak sakrifiye edildi. Aralıksız iskemi grubunda idrar NGAL ve idrar KIM-1 değerleri aralıklı iskemi ve sham grubundan anlamlı (p ˂ 0.05) olarak daha yüksekti. Aralıklı iskemi grubunda idrar NGAL ve idrar KIM-1 değerleri sham grubundan anlamlı (p ˂ 0.05) olarak daha yüksekti. Aralıksız iskemi, aralıklı iskemi, sham grubunda serum NGAL, serum KIM-1 ve serum kreatinin değeri sayısal olarak idrar belirteçlerini desteklese de istatistiksel olarak anlamlı (p> 0.05) farklılık saptanmadı. Sonuç olarak, sıçanlarda deneysel olarak oluşturulan aralıklı iskemi-reperfüzyon modelinde aralıksız oluşturulan iskemi-reperfüzyon modeline göre daha az böbrek hasarı tespit edilmiştir.