Siyanotik pediatrik hastalarda kardiyopulmoner bypass esnasında ultrafiltrasyon uygulanan ve uygulanmayan hastalar arasında preoperatif ve postoperatif dönemde karaciğer, böbrek fonksiyonları ve kan sayımı değerlerinin karşılaştırılması


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Medipol Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, PERFÜZYON ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2018

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: OĞUZ SOLAK

Danışman: TÜRKOĞLU Halil

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Kalbi organlar arasında yaşayan ve ölen en son organ ve ruhun makinesi olarak tanımlayan Ambrose Pare'nin sözlerinden üç asır sonra bile kalbe müdahale etmek imkansız olarak düşüncelerde ki yerini korumuştur. Bu nedenle kalp cerrahisinin başlangıcı 20. Yüzyılın başlarına kadar beklemişdir. Kan dolaşımının '' De Motu Cordis '' adlı kitabında William Harvey tarafından ilk kez tanımlanması ekstrakorporeal dolaşım için bir başlangıç olarak kabul edilebilir. Kalp akciğer makinesinin bulunması ve geliştirilmesi ile KPB gerçekleştirilmeye başlanmış ve açık kalp cerrahisinin gerçekleştirilmesine imkan sağlanmıştır. KPB ile ilgili ilk ve en önemli gelişmelerden birisi tıp fakültesi öğrencisi Jay Mclean tarafından 1916 yılında heparinin bulunmasıyla başlamıştır. Heparinin bulunmasıyla koagülasyonun engellenmesi ekstrakorporeal dolaşım sisteminin çalışması fikri gerçekleştirilebilir olarak gösterilmiş ve çalışmalar hızlandırılmıştır. Günümüzde konjenital kalp hastalığı görülme sıklığı %0,6'dır. Bu hastaların her 1000 tanesinin 75'ini doğumda var olan ufak ventriküler septal defektler (VSD) ve diğer önemsiz lezyonlar oluşturur. Tüm konjenital hastalıkların %60'ını VSD, ASD, PDA, pulmoner stenoz (PS) ve aort koarktasyonu(AK) oluşturur. Pediatrik kalp cerrahisi tarihindeki ilk başarılı operasyon John Streider tarafından 1937 yılında PDA'un bağlanması olmuştur. Bu tarih konjenital kalp cerrahisinin başlangıcı olarak kabul edilmektedir. Konjenital kalp hastalıkları cerrahisinde kullanılan pediatrik kardiyopulmoner bypass total vücut sıvısında ve damar geçirgenliğinde artışa neden olur. Dokular aralarına sızan bu sıvı organ fonksiyonlarında bozulmalara neden olmaktadır. Ultrafiltrasyon, çocuklarda kardiyopulmoner bypassa bağlı oluşan toplam vücut sıvı artışının neden olduğu organ fonksiyon bozukluklarını önlemek amacıyla geliştirilmiştir. Bu çalışmayı yapmaktaki amacımız siyanotik pediatrik hastalarda ultrafiltrasyon kullanımının PaO2, FİO2, PaO2/FİO2, ALT, AST, BUN, kreatinin, üre, CRP, hematokrit, PLT, laktat ve hemoglobin değerleri üzerine etkisini değerlendirmektir. Çalışmamızda ultrafiltrasyon kullanılan(grup 1 n=20) ve ultrafiltrasyon kullanılmayan(grup 2 n=20) olacak şekilde toplam 40 hasta dahil edildi. Bu parametrelerin değerlendirilmesi amacıyla operasyon öncesinde ve operasyon sonrasında belirli periyotlarla(2.saa ve 26.saat) alınan değerler retrospektir olarak değerlendirildi. Elde ettiğimiz bu veriler istatistiksel olarak değerlendirildi. İki grup arasında ki karşılaştırmada PaO2, FİO2, PaO2/FİO2, ALT, AST, BUN, kreatinin, üre, CRP, hematokrit, PLT ve laktat değerleri arasında anlamlı bir farklılık saptandı. (p>0,05) Fakat hemoglobin değerleri arasında anlamlı bir farklılık saptanamadı. (p>0,05) Operasyon esnasında kross klemp ve kross klemp sonrası pompadan ayrılma sürelerinde anlamlı bir farklılık saptanırken yoğun bakım, entübasyon ve hastanede kalma sürelerinde anlamlı bir farklılık saptanamadı.(p>0,05)