Lokal ileri meme kanserli hastalarda neoadjuvan kemoterapi sonrası tümör-infiltre eden lenfosit (TIL) ve androjen reseptör (AR) ekspresyonlarındaki değişim ve rezidü tümör varlığı arasındaki ilişki


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Medipol Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2021

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: VEDAT BUĞRA EROL

Danışman: BİLİCİ Ahmet

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Meme kanseri kadınlarda en sık görülen ve akciğer kanserinden sonra en sık ölüme neden kanser türüdür. Lokal ileri meme kanseri (LİMK) ise Tümör, Nod, Metastaz (TNM) evrelemesine göre evre 2B (T3N0), 3A, 3B, 3C meme kanserlerini kapsayan uzak organ metastazı içermeyen ve başlangıç tedavisi olarak öncelikle cerrahi yerine, sistemik neoadjuvan kemoterapi (NAK) önerilen gruptur. LİMK'nde NAK kullanımının sağkalım üzerindeki olumlu sonuçlarının görülmesiyle prognostik biyobelirteçlerin önemi de giderek artmıştır. Çalışmamızda NAK alan LİMK'i hastalarında Tümör-infiltre eden lenfosit (TIL) ve Androjen Reseptör (AR) ekspresyonlarındaki değişimler, NAK öncesi biyopsi ve sonrası postoperatif rezeksiyon materyallerinde incelenerek bu değişimin sağkalım üzerine etkisi araştırıldı. 2014- 2020 yılları arasında Medipol Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Tıbbi Onkoloji Kliniği'nde takip ve tedavi edilen NAK uygulanmış ve sonrasında opere edilmiş, 25- 74 yaş aralığındaki LİMK'li 84 kadın hasta çalışmaya dahil edildi. Hastaların TIL oranları ve AR ekpresyonları preoperatif ve postoperatif olarak ayrı ayrı belirlendikten sonra sınıflandırılıp, verilerdeki değişimlerin klinikopatolojik faktörler ile ilişkisi, rezidü tümör varlığı (RCB) ve sağkalımlar üzerine etkileri değerlendirildi. TIL skorları %0, %50 olarak gruplandırıldığında ortanca TIL yüzdesi NAK öncesi %17,5 iken NAK sonrası %5 olarak hesaplandı ve aradaki fark istatistiksel olarak anlamlıydı (p %34 olanlar da AR yüksek-pozitif olarak kategorize edildiğinde, ortanca AR skoru NAK öncesi %30 iken NAK sonrası %90 olarak hesaplandı ve aradaki fark istatistiksel olarak anlamlıydı (p=0.001). Böylece NAK sonrası AR skorunda istatistiksel açıdan anlamlı bir artış saptandı. Klinikopatolojik verilerin patolojik tam yanıt (pTY) ile ilişkisi incelendiğinde NAK sonrası postop-Ki-67 (p=0.005), moleküler alt tip (p=0.027), pre-NAK TIL skoru (p=0.006), post-NAK TIL skoru (p<0.001), post-NAK AR skoru (p<0.001), postop-Ki-67 (p=0.005) ve preop rezidiüel kanser yükü-tümör infiltre eden lenfosit (RCB-TIL) (p<0.001) değişkenlerinde istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptandı. Pre-NAK TIL skoru yüksek olan hastalarda pTY oranı, düşük olanlara göre daha yüksekti. Pre-NAK AR skoru yüksek olan hastalarda pTY oranı daha düşük olarak görülse de istatistiksel açıdan anlamlı bulunmadı (p=0.21). pTY olan hastaların hepsinde post-NAK TIL skoru %0 iken benzer şekilde hepsinde post-NAK AR skoru da negatif olarak saptandı. HSK için tek değişkenli analiz yapıldığında, yalnızca postop-Ki-67 düzeyi ve pTY varlığı anlamlı prognostik faktörlerdi. Çok değişkenli analiz yapıldığında ise, postop-Ki-67 skoru (p=0.012, %95, HR:6.16, CI:1.48-9.12), post-NAK TIL skoru (p=0.041, %95, HR:0.42, CI=0.16-1.06) ve pTY varlığı (p=0.038, %95, HR:0.10, CI: 0.01-0.87) HSK için bağımsız prognostik göstergeler olarak bulundu. GSK için yapılan tek değişkenli ve çok değişkenli analizlerde ise sadece postop-Ki-67 skoru (p=0.031) anlamlı bulundu. pTY'yi predikte eden bağımsız faktörlerin saptanması için yapılan analizde; preop-Ki-67 skorunun %14'den büyük olması (p=0.001, OR:4.55; %95 CI:0.11-1.49), postop-Ki-67 skorunun %14'e eşit veya düşük olması (p=0.011, OR:1.10; %95 CI:0.42-2.29), preop-grade'in 3 olması (p=0.01, OR:2.65; %95 CI:0.85-3.14), postop-TIL skorunun düşük olması (p<0.001, OR:3.14; %95 CI:0.79-4.11), preop-AR durumunun negatif veya düşük pozitif olması (p=0.002, OR:0.59; %95 CI:0.15-1.56) postop-AR durumunun negatif veya düşük pozitif olması (p<0.001, OR:1.34; %95 CI:0.78-1.89) pTY'ı predikte eden bağımsız faktörler olarak anlamlı bulundu. Çalışmamızda TIL ve AR ekspresyonlarının NAK ile tedavi edilen LİMK hastalarında sağkalımlar için prognostik olduğu ve pTY için öngördürücü biyobelirteçler olabilecekleri gösterilmiştir. Dolayısıyla çalışmamız hem TIL hem de AR ekspresyonlarının özellikle belirli moleküler meme kanseri alt tiplerinde tedavi hedefi olabilecekleri hipotezini de doğrular niteliktedir. TIL ve AR ekspresyonlarını moleküler alt tiplerde ayrı ayrı karşılaştıran ve NAK'nin pTY için farklı moleküler biyobelirteçlerle ilişkisini araştıran, daha fazla sayıda hasta içeren, prospektif çalışmalara ihtiyaç bulunmaktadır.