Uzun Süreli Yüksek Şiddetli Sese Maruz Kalan Tinnituslu Bireylerde Odyolojik Değerlendirme
4. OTO-ODYOLOJİ KONGRESİ, İstanbul, Türkiye, 21 - 22 Ekim 2023, ss.15-16, (Özet Bildiri)
- Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
- Basıldığı Şehir: İstanbul
- Basıldığı Ülke: Türkiye
- Sayfa Sayıları: ss.15-16
- Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
- İstanbul Medipol Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Amaç: Gürültü, akustik bir olgu olduğundan, bağımsız frekans bileşenleri olmayan spektrum olarak tanımlanmaktadır. Sürekli olarak yüksek düzeyde gürültüye maruz kalınması, işitme sistemi içindeki dokuların zarar görmesine ve işitme kayıplarına neden olabilmektedir. Bu çalışma gürültüye maruz kalanlarda odyolojik değerlendirmenin önemini vurgulamak ve etkili müdahale stratejileri geliştirmek için objektif bilgiler sağlamaktır. Bireylerin işitme sağlığını anlamak, tinnitusun şiddetini ölçmek ve altta yatan nedenleri belirlemek açısından inceleme sunacaktır.
Gereç ve Yöntem: Çalışmaya 7 erkek, 39 kadın olmak üzere 46 kişi dâhil edildi. Katılımcılar yüksek şiddetli müzik dinleyen ve tinnitusu olduğunu belirten kişilerden seçildi. Çalışmaya işitme problemi olanlar dâhil edilmedi. Katılımcılara yüksek frekans odyometri ve otoakustik emisyon testleri uygulandı. Survey uygulaması üzerinden demografik bilgiler formu ve Tinnitus Handicap Invertory uygulandı. Katılımcılar demografik bilgiler formunu ve Tinnitus Handicap Inventory anketini doldurdu. Daha sonra hasta saf ses kabinine alındı ve test hakkında gerekli bilgilendirmeler yapıldı. Katılımcılara ‘circumaural’ kulaklık takılarak yüksek frekans odyometri testi uygulandı. En son katılımcıya dış tüylü hücrelerin harabiyetini değerlendirmek için Distortion Product Otoakustik emisyon testi uygulandı. Katılımcıya 75-80 dB SPL’de ses verildi ve dış tüylü hücrelerin hareketi sonucu oluşan yanıtlar kaydedildi.
Bulgular: One-Way Anova testi sonuçlarına göre kişilerin müzik dinleme süreleriyle emisyon testi sonuçları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark elde edilmedi (p=,309, 550, 755, 396, 093, 272, 697, 298, 308, 601, 224, 421). Katılımcılara müzik dinlediği yıllara göre yüksek frekans odyometri sonuçları Kruskal Wallis testi ile karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı fark elde edilemedi (p=,243, 530, 942, 121, 431, 415, 299, 047).
Sonuç: Ele alınan verilerin analizinde istatiksel olarak anlamlı sonuç elde edilemedi. Bunun sebebinin yaş aralığının genç ve dar olmasından kaynaklı olduğu düşünülmektedir. Çalışmaya dâhil edilen kişilerin genç olması nedeni ile, tüylü hücrelerdeki harabiyetin henüz yüksek frekans bölgesini etkileyecek kadar ileri olmadığını ve buna bağlı olarak yüksek frekans odyometri sonucu analizinde anlamlı sonuç elde edilmediği düşünülmektedir. Çalışmada DPOAE sonuçlarının anlamlı fark elde edilmemesinin sebebi yüksek frekans bölgesindeki kaybın 1-8 kHz aralığını henüz etkilememesinden kaynaklı olabileceği düşünülmektedir.
Anahtar Kelimeler: gürültü, Tinnitus, müzik.
Objective:
Noise, being an acoustic phenomenon, is defined as a spectrum lacking independent frequency components. Continuous exposure to high levels of noise can damage the tissues within the auditory system and lead to hearing loss. This study aims to emphasize the importance of audiological evaluation in individuals exposed to noise and to provide objective data for developing effective intervention strategies. It presents an assessment to understand individuals’ hearing health, measure the severity of tinnitus, and identify underlying causes.
Materials and Methods:
The study included 46 participants, consisting of 7 males and 39 females. Participants were selected from individuals who reported listening to high-intensity music and experiencing tinnitus. Those with existing hearing problems were excluded. High-frequency audiometry and otoacoustic emission (OAE) tests were administered to all participants. Demographic data and the Tinnitus Handicap Inventory (THI) were collected through a survey platform. Participants filled out the demographic information form and the THI questionnaire. They were then placed in a soundproof booth and informed about the tests. High-frequency audiometry was performed using circumaural headphones. Finally, the Distortion Product Otoacoustic Emission (DPOAE) test was conducted to evaluate damage to outer hair cells. Sounds were delivered at 75–80 dB SPL, and responses generated by outer hair cell movement were recorded.
Results:
According to the One-Way ANOVA test results, there was no statistically significant difference between the duration of music listening and the emission test results (p = .309, .550, .755, .396, .093, .272, .697, .298, .308, .601, .224, .421). When high-frequency audiometry results were compared based on years of music listening using the Kruskal-Wallis test, no statistically significant difference was found (p = .243, .530, .942, .121, .431, .415, .299, .047).
Conclusion:
The analysis of the collected data did not yield statistically significant results. This is thought to be due to the relatively narrow and young age range of the participants. Because the individuals included in the study were young, it is believed that the damage to the hair cells had not yet progressed to the point of affecting the high-frequency region, which may explain the lack of significant findings in high-frequency audiometry results. Similarly, the lack of significant differences in DPOAE results may be due to the high-frequency region damage not yet affecting the 1–8 kHz range.
Keywords: noise, tinnitus, music