Rüptüre Aort Anevrizması Onarımında Anestezi Stratejileri ve Klinik Sonuçlar: EVAR ve TEVAR Deneyimi
Meandros Medical And Dental Journal, cilt.27, sa.2, ss.250-255, 2026 (ESCI, TRDizin)
- Yayın Türü: Makale / Tam Makale
- Cilt numarası: 27 Sayı: 2
- Basım Tarihi: 2026
- Doi Numarası: 10.69601/meandrosmdj.1892639
- Dergi Adı: Meandros Medical And Dental Journal
- Derginin Tarandığı İndeksler: Emerging Sources Citation Index (ESCI), TR DİZİN (ULAKBİM)
- Sayfa Sayıları: ss.250-255
- Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
- İstanbul Medipol Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Amaç: Bu retrospektif çalışmada, rüptüre abdominal veya torasik aort anevrizması nedeniyle endovasküler onarım (EVAR veya TEVAR) uygulanan hastalarda kullanılan anestezi yöntemleri değerlendirilmiş; anestezi seçimi ile hasta özellikleri ve klinik sonuçlar arasındaki ilişki incelenmiştir. Gereç ve Yöntem: 2022–2023 yılları arasında üniversite hastanemizde tedavi edilen toplam 47 hasta çalışmaya dahil edildi ve uygulanan anestezi tekniğine göre genel anestezi (GA) veya bilinçli sedasyon destekli lokal anestezi (CS-LA) gruplarına ayrıldı. Demografik veriler, komorbiditeler, cerrahi öykü, perioperatif değişkenler ve postoperatif sonuçlar retrospektif olarak kaydedildi ve analiz edildi. Bulgular: Hastaların medyan yaşı 70 yıl [IQR: 64–76] olup, beş hasta kadındı. KOAH sıklığı CS-LA grubunda GA grubuna kıyasla anlamlı olarak daha yüksekti (%30,4 vs. %8,3; p = 0,049). Bir günden uzun yoğun bakım yatışı GA uygulanan hastalarda CS-LA grubuna göre daha sık görüldü (%25 vs. %8,7; p = 0,045). Erken mortalite açısından anestezi grupları arasında anlamlı fark saptanmadı (p > 0,05). Yoğun bakım yatış süresine göre yapılan alt grup analizinde, diabetes mellitusun uzamış yoğun bakım yatışı ile anlamlı ilişkili olduğu görüldü (%50 vs. %12,8; p = 0,033). Sonuç: Anestezi seçimi, yoğun bakım yatış süresi ve komorbidite dağılımındaki farklılıklarla ilişkili bulunmuştur. Önceki cerrahi öyküsü olan hastalarda genel anestezi daha sık tercih edilirken, KOAH’lı hastalarda CS-LA ön planda kullanılmıştır. Bu bulgular, rüptüre EVAR/TEVAR olgularında anestezi stratejisinin hasta özelliklerine göre bireyselleştirilebileceğini düşündürmektedir.
Objective: This retrospective study evaluated anesthesia methods in patients undergoing endovascular repair (EVAR or TEVAR) for ruptured abdominal or thoracic aortic aneurysms, to examine the association between anesthesia choice, patient characteristics, and clinical results. Materials and Methods: Forty-seven consecutive patients treated during the study period treated at our university hospital between 2022 and 2023 were retrospectively analyzed and categorized according to anesthesia technique as general anesthesia (GA) or conscious sedation and local anesthesia (CS-LA). Demographic data, comorbidities, surgical history, perioperative variables, and postoperative outcomes were retrospectively recorded and analyzed. Results: The age distribution showed a median value of 70 years (IQR: 64–76) and five patients were female. COPD showed a higher prevalence in the CS-LA group compared with the GA group (30.4% vs. 8.3%, p = 0.049). An ICU stay longer than one day occurred more frequently in patients receiving GA than in those managed with CS-LA (25% vs. 8.7%, p = 0.045). Groups did not differ significantly with respect to early mortality rates between the anesthesia groups (p > 0.05). When patients were stratified by ICU length of stay, diabetes mellitus was significantly associated with prolonged ICU admission (50% vs. 12.8%, p = 0.033). Conclusion: Anesthesia choice was associated with differences in ICU stay duration and comorbidity distribution. GA was more often selected for patients with prior surgical history, whereas CS-LA was preferentially selected for patients with COPD, suggesting that anesthesia strategy may be tailored to patient characteristics in ruptured EVAR/TEVAR cases.