Yaşayan Yasa
X. Hukuka Felsefi ve Sosyolojik Bakışlar Sempozyumu, İstanbul, Türkiye, 7 - 09 Eylül 2022, ss.55-56, (Özet Bildiri)
- Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
- Basıldığı Şehir: İstanbul
- Basıldığı Ülke: Türkiye
- Sayfa Sayıları: ss.55-56
- İstanbul Medipol Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Prensler mutlak iktidar sahibi ilan edilmeden hemen önce Salisburyli John prenslere şöyle buyurmuştu: “Yasanın okunmadığı gün, onun yaşamının bir günü değil, ama onun ölüm günüdür.” Prens yaşamının her günü onu okumalıdır. Bu çalışma ise Salisburyli’nin sözleriyle sezdiğimiz bir meseleye, okunmadığı gün ölen yasanın, yaşamına odaklanır. Her ne kadar yaşayan yasa kavramı özellikle hukuk sosyologlarına aşina gelse de kavramın soyağacı ziyadesiyle köklü ve bu alandaki kullanımdan ilk bakışta farklı görünür. Kadim Yunan’da nomos empsychos, Roma’da lex animata olarak karşılık bulan yaşayan yasa ifadesi genellikle egemeni tamamlayıcı ve tanımlayıcı sıfatlardan ve niteliklerden biri şeklinde karşımıza çıkar. Basitçe bir kişinin bedeninde yasanın tecessüm etmesini, kişinin yaşamıyla yasanın yaşamının aynılığını ifade eder. Dinin, siyasetin ve ahlakın ayrılmadığı, birbirleriyle yan yana yürüdüğü günlerde kavram, dinsel sınırlar dahilinde de tanınır. Musa’yı ve İsa’yı bu sıfatı haiz kişiler olarak görmek şaşırtıcı değildir. Dolayısıyla bu çalışma yaşayan yasanın soykütüksel bir incelemesini yapmaya gayret eder. Bunu yaparken kendine bir başka iddiayı da ödünç alır. Yaşayan yasa düşüncesinin varlık koşulu egemenin varlığından koparılamaz. O halde eğer Schmitt, egemenliğe dair teolojik formüllerin modern dönemde büyük bir illüzyon gösterisiyle basitçe sekülerleştiğini söylerken haklıysa benzer bir okuma yaşayan yasa için de meşrudur. Nitekim yaşayan yasanın modern dönem ve E. Ehrlich ile bağlantısı da daha önce bahsedilen ilk bakıştaki farklılığın arkasına bakmakla kendini aşikâr kılacaktır.