Kamu Görevlilerinin Sosyal Medya Paylaşımlarının Disiplin Hukuku Bakımından Değerlendirilmesi
İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, cilt.12, sa.1, ss.151-180, 2025 (TRDizin)
- Yayın Türü: Makale / Tam Makale
- Cilt numarası: 12 Sayı: 1
- Basım Tarihi: 2025
- Doi Numarası: 10.46547/imuhfd.2025.12.1.5
- Dergi Adı: İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi
- Derginin Tarandığı İndeksler: TR DİZİN (ULAKBİM)
- Sayfa Sayıları: ss.151-180
- İstanbul Medipol Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Sosyal medya platformları her geçen gün kullanımı artan gerek bireyler ve gerekse kurum ve kuruluşlar tarafından sıklıkla kullanılan mecralar halini almıştır. Öyle ki bu platformlar bireylerin ve kurumların günlük rutinlerini önemli düzeyde etkilemiş ve paydaşlarla olan ilişkilerini şekillendirme noktasında önemli bir işleve sahip olmuştur. Bu durum sosyal medya platformlarından kaynaklanan uyuşmazlıkların da önemli oranda artmasını beraberinde getirmiştir. Kamu görevlilerinin de birer birey oldukları ve çevreleri ile etkileşimde bulunduğu, siyasi görüşlere sahip oldukları, ülke sorunları ile ilgilendikleri ve tercih yapma haklarının bulunduğu şüphe götürmez bir gerçektir. Bunun yanında kamu görevlisi olmanın ortaya çıkardığı birtakım sorumluluklar da mevcuttur. Bu bağlamda kamu görevlileri birey olmanın ortaya çıkardığı özgürlüklerini kullanırken, örneğin sosyal medya platformlarında etkileşimlerde bulunurken, gerçekleştirmiş oldukları eylemler neticesinde zaman zaman disiplin soruşturmalarına maruz kalabilmektedirler. Hatta bu soruşturmaların neticesinde disiplin yaptırımına da maruz kalabilmektedirler. Bu noktada uygulanan disiplin yaptırımlarının ilgili kamu görevlilerinin temel hak ve özgürlüklerine müdahale olup olmadığı önem kazanmaktadır. Çalışma Anayasa’nın 26. maddesinde düzenlenen temel hak ve hürriyetlerden biri olan ifade özgürlüğü kapsamında, kamu görevlilerinin sosyal medya paylaşımlarından ötürü ortaya çıkan disiplin yaptırımlarını konu almaktadır. Bu bağlamda birinci kısımda sosyal medyadan bahsedilecek, ikinci kısımda disiplin hukukuna hâkim olan temel prensipler ele alınacak ve kamu görevlilerinin sosyal medya kullanımından kaynaklanan kanuni ve etik sorumluluklarına değinilmeye çalışılacaktır. Üçüncü bölümde ifade özgürlüğü kapsamında, yüksek yargı organı kararlarının konuyu ele alışı değerlendirilecektir. Sonuç ve değerlendirme kısmında ise konu hakkında genel değerlendirmelerde bulunulacaktır.
Social media platforms have increasingly become widely used channels, both by individuals and by institutions and organizations. These platforms have significantly influenced the daily routines of individuals and institutions, playing a crucial role in shaping their relationships with stakeholders. Consequently, this has led to a notable rise in disputes arising from the use of social media platforms. It is an undeniable fact that public officials are also individuals who interact with their surroundings, hold political opinions, engage with national issues, and possess the right to make personal choices. At the same time, being a public official entails certain responsibilities. In this context, while public officials exercise the freedoms that come with being individuals—such as engaging on social media platforms— they may, at times, be subjected to disciplinary investigations as a result of their actions. In some cases, these investigations may even lead to disciplinary sanctions. At this point, it becomes crucial to examine whether the disciplinary sanctions imposed constitute an infringement on the fundamental rights and freedoms of the public officials concerned. This study focuses on disciplinary sanctions arising from public officials’ social media posts within the scope of freedom of expression, which is one of the fundamental rights and freedoms enshrined in Article 26 of the Constitution. In this context, the first section will address social media, while the second section will examine the fundamental principles governing disciplinary law and explore the legal and ethical responsibilities arising from public officials’ use of social media. The third section will evaluate how the issue has been addressed within the scope of freedom of expression, particularly through the decisions of higher judicial bodies. Finally, the conclusion will provide a general assessment of the subject.