Dogmatik Bir Siyasal Kavram Olarak Egemenlik: Batılı Siyasal Akıl ile İslami Düşünce Geleneği Arasında Karşılaştırmalı Bir Okuma
Mavi Atlas, cilt.14, sa.1, ss.20-31, 2026 (TRDizin)
- Yayın Türü: Makale / Tam Makale
- Cilt numarası: 14 Sayı: 1
- Basım Tarihi: 2026
- Doi Numarası: 10.18795/gumusmaviatlas.1815023
- Dergi Adı: Mavi Atlas
- Derginin Tarandığı İndeksler: TR DİZİN (ULAKBİM)
- Sayfa Sayıları: ss.20-31
- İstanbul Medipol Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Bu çalışma, modern devletin kuruluşundan itibaren siyasal ve yönetsel düşüncenin merkezinde yer alan egemenlik kavramını, Batı siyasal teorisi ile İslami düşünce geleneğinde kazandığı farklı anlam katmanları ışığında incelemeyi amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda çalışma, tarihsel-kavramsal metin analizi ve karşılaştırmalı kuramsal çözümleme yöntemi kullanarak egemenlik kavramının düşünsel serüvenini metinler ve bağlamsal değişimler üzerinden ele almaktadır. Çalışmada öncelikle kavramın etimolojik kökeni ve çeşitli kullanım alanlarına değinilmekte, ardından Orta Çağ’daki ilahi meşruiyet arayışından modern dönemin seküler devlet anlayışına uzanan süreçte nasıl yeniden tanımlanarak farklı biçimler aldığı tartışılmaktadır. Bu bağlamda monark merkezli mutlak egemenlik anlayışıyla Bodin, sözleşmeci egemenlik teorisiyle Hobbes, genel irade temelli halk egemenliği yaklaşımıyla Rousseau, normatif hukuk temelli bakışıyla Kelsen, istisna vurgulu okumasıyla Schmitt ve modern anayasacılık yaklaşımıyla gelişen milli egemenlik yaklaşımları analiz edilmektedir. Bununla birlikte “hakimiyetin yalnızca Allah’a ait olduğu” ilkesiyle şekillenen İslami egemenlik anlayışında insanın sınırlı idareci vekil olarak konumlanışı, Batı merkezli egemenlik kuramlarına alternatif bir yaklaşım olarak sunulmaktadır. Egemenlik kavramının modern dönemdeki evrimini ulusüstü örgütlenmeler bağlamında inceleyen çalışma, mutlaklık, bölünmezlik ve devredilmezlik ilkelerinin çağdaş siyasal rejimlerde kuvvetler ayrılığı, hukuk devleti ilkesi ve ulusüstü kurumsal mekanizmalar aracılığıyla hem normatif hem de fiili düzeyde sınırlandırıldığını göstermektedir. Çalışmada egemenlik kavramının, kendisine meşruiyet üretim süreçlerinde başvurulan, çağının siyasal, toplumsal ve ideolojik koşullarına göre anlamı dönüşen, mutlak ve sorgulanamaz bir ilke olarak değil, yüklendiği ideolojik işlevler çerçevesinde ideo-motris bir kategori olarak ele alınması gereken dinamik bir siyasal kavram olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
This study aims to examine the concept of sovereignty which has occupied a central place in political and administrative thought since the emergence of the modern state through the differing layers of meaning it acquires in Western political theory and the Islamic intellectual tradition. To this end, the study employs historical-conceptual text analysis and comparative theoretical interpretation to trace the concept’s intellectual trajectory through primary texts and contextual transformations. The paper first addresses the etymological roots and various usages of the concept and then discusses how it was redefined and took different forms in the historical continuum from the medieval quest for divine legitimacy to the secular understanding of the modern state. Within this framework, the study analyzes Bodin’s monarch centred notion of absolute sovereignty, Hobbes’s contractualist theory, Rousseau’s conception of popular sovereignty grounded in the general will, Kelsen’s normative legal perspective, Schmitt’s exception-focused reading, and the approaches to national sovereignty that developed with modern constitutionalism. At the same time, the Islamic understanding of sovereignty shaped by the principle that “sovereignty belongs solely to God” is presented as an alternative to Western centred theories, insofar as it locates human beings as limited administrative deputies. By examining the evolution of sovereignty in the modern period in the context of supranational organizations, the study demonstrates that the classical principles of absoluteness, indivisibility, and inalienability are both normatively and actually constrained in contemporary political regimes through mechanisms such as the separation of powers, the rule of law, and supranational institutional arrangements. The study concludes that sovereignty should not be regarded as an absolute and unquestionable principle but as a dynamic political concept, an ideo-motris category whose meaning is invoked and continually reshaped in processes of legitimacy production according to the political, social, and ideological conditions of its time.