ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK VE GÜVENCE FONKSİYONU ÇERÇEVESİNDE SUÇTA VE CEZADA KANUNİLİK İLKESİNİN TÜRK VE ALMAN CEZA HUKUKU AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ
INONU UNIVERSITY LAW REVIEW, cilt.17, sa.1, ss.1-19, 2026 (TRDizin)
- Yayın Türü: Makale / Tam Makale
- Cilt numarası: 17 Sayı: 1
- Basım Tarihi: 2026
- Doi Numarası: 10.21492/inuhfd.1886175
- Dergi Adı: INONU UNIVERSITY LAW REVIEW
- Derginin Tarandığı İndeksler: TR DİZİN (ULAKBİM)
- Sayfa Sayıları: ss.1-19
- İstanbul Medipol Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Suçta ve cezada kanunilik ilkesi, modern ceza hukukunun ve demokratik hukuk devletinin en temel yapı taşlarından biridir. Kökenleri Aydınlanma Çağı’na ve kuvvetler ayrılığı teorisine dayanan bu ilke, devletin cezalandırma yetkisini hukukla sınırlandırarak bireyi keyfî ve öngörülemez müdahalelere karşı koruma altına alır. Türk anayasal düzeninde 1982 Anayasası’nın (AY) 38. maddesinde ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 2. maddesinde normatif karşılığını bulan kanunilik ilkesinin belirlilik, kıyas yasağı, aleyhe kanunun geçmişe yürümemesi ve suç ile cezanın yalnızca kanunla belirlenmesi gibi sonuçları bulunmaktadır. Günümüz hukuk anlayışında kanunilik ilkesi, yalnızca şekli anlamda bir kanun metninin varlığını yeterli görmemekte; aynı zamanda bu metnin erişilebilir, belirli ve öngörülebilir olmasını da zorunlu kılmaktadır. Bu niteliksel yaklaşım, özellikle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadında Sözleşme’nin 7. maddesi kapsamında geliştirilen “özerk yorum” anlayışı ile Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) bireysel başvuru kararlarında somutlaşmaktadır. Bir normun suç teşkil edebilmesi için bireyin hangi fiilin yasaklandığını ve bu fiile hangi yaptırımın bağlandığını makul bir öngörüyle önceden kestirebilmesi, modern kanunilik anlayışının vazgeçilmez bir gereği olarak kabul edilmektedir. Türk ceza hukuku uygulamasında kanunilik ilkesinin kapsamı ve sınırları Yargıtay kararlarında da dikkate alınmaktadır. Bu içtihatlar, kanunilik ilkesinin yalnızca norm koyucuya değil, aynı zamanda uygulayıcı yargı mercilerine de yönelen bağlayıcı bir sınır niteliği taşıdığını göstermektedir. Çalışma, suçta ve cezada kanunilik ilkesini yalnızca Türk hukuku çerçevesinde incelemekle yetinmeyerek, ilkenin anayasal ve kanuni düzeydeki görünümünü Alman Ceza Kanunu (StGB) kapsamında da ele almaktadır. Bu kapsamda Alman Anayasası’nın 103/2. maddesi ile StGB’de yer alan düzenlemeler, kanunilik ilkesinin belirlilik, kıyas yasağı ve geriye yürümezlik boyutları açısından değerlendirilmekte; Alman hukukundaki yaklaşımın, ilkenin güvence fonksiyonunu nasıl güçlendirdiği ortaya konulmaktadır. Karşılaştırmalı değerlendirme, norm aktarımı amacı taşımamakta; kanunilik ilkesinin farklı hukuk sistemlerindeki anayasal yoğunluğunu ve uygulama sınırlarını görünür kılmayı hedeflemektedir.
The legality principle in criminal matters forms one of the essential structural elements of modern criminal law within democratic systems governed by the rule of law. Originating in the Enlightenment and the theory of separation of powers, it limits state power to punish and protects individuals against arbitrary and unforeseeable interference. In the Turkish constitutional order, the principle is enshrined in Article 38 of the 1982 Constitution and Article 2 of the Turkish Penal Code No. 5237. It entails fundamental consequences such as the requirement of certainty, the prohibition of analogy to the detriment of the offender, the non-retroactivity of criminal laws, and the rule that crimes and punishments may only be determined by law. Contemporary legal thought does not regard the mere formal existence of a statutory provision as sufficient. Criminal norms must also be accessible, precise, and foreseeable. This qualitative approach is reflected in the case law of the ECtHR, particularly through the doctrine of autonomous interpretation under Article 7 of the Convention, as well as in the individual application decisions of the Constitutional Court. Accordingly, for a norm to constitute a criminal offence, individuals must be able to foresee with reasonable certainty which conduct is prohibited and which sanction is attached to it. In Turkish criminal law practice, the scope and limits of the principle of legality are also addressed in the decisions of the Court of Cassation, demonstrating that the principle binds not only the legislator but also judicial authorities. In this study, Article 103(2) of the German Constitution and the relevant provisions of the German Criminal Code (StGB) are also examined with regard to the dimensions of certainty, the prohibition of analogy, and non-retroactivity within the principle of legality; and it is demonstrated how the approach adopted in German law strengthens the protective function of the principle. This comparative perspective aims not at norm transfer, but at revealing the constitutional intensity and application limits of the legality principle in different legal systems.