7552 SAYILI İKLİM KANUNU’NUN YEŞİL SOSYAL HİZMET PERSPEKTİFİNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ
ASES ULUSLARARASI KAPADOKYA BİLİMSEL ARAŞTIRMALAR KONGRESİ , Nevşehir, Türkiye, 16 - 18 Ekim 2025, ss.1-2, (Özet Bildiri)
- Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
- Basıldığı Şehir: Nevşehir
- Basıldığı Ülke: Türkiye
- Sayfa Sayıları: ss.1-2
- Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
- İstanbul Medipol Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Bu çalışma, 9 Temmuz 2025’te yürürlüğe giren 7552 sayılı İklim Kanunu’nu yeşil sosyal hizmet perspektifinden değerlendirmektedir. İklim değişikliği yalnızca çevresel bir sorun değil, aynı zamanda sosyal eşitsizlikleri derinleştiren çok boyutlu bir krizdir. Her ne kadar tüm toplumu etkilese de sınırlı kaynaklara erişim, sağlık hizmetlerinden yararlanma, gıda ve temiz suya ulaşma güçlükleri ile günlük yaşamda karşılaşılan yapısal engeller; kadınlar, çocuklar, yaşlılar ve engelliler gibi kırılgan gruplar üzerinde orantısız etkiler yaratmaktadır. Bu durum, iklim krizinin sosyal hizmet bakış açısıyla ele alınmasını ve sosyal politikaların ekolojik boyutla bütünleştirilmesini zorunlu kılmaktadır. Bu bağlamda yeşil sosyal hizmet, çevresel sürdürülebilirlik ile toplumsal refah arasındaki karşılıklı bağı merkeze koyarak, iklim politikalarının sosyal boyutlarını adalet temelli biçimde ele almaktadır. Bu kanun da “iklim adaleti” ve “adil geçiş” ilkelerini yasal çerçeveye dahil ederek kırılgan grupların korunmasına yönelik önemli bir adım atmıştır. Ancak, adil geçiş ilkesinin uygulama kriterleri ve ölçüm mekanizmalarındaki belirsizlikler, yerel eylem planlarında sosyal hizmet mesleğine doğrudan atıf yapılmaması ve iklim değişikliğinden kaynaklı göç ya da afet sonrası toplumsal travma gibi psikososyal sorunlara ilişkin somut sosyal politika araçlarının tanımlanmamış olması, uygulamada boşluklar yaratmaktadır. Bu noktada yeşil sosyal hizmet yaklaşımı, mikro, mezzo ve makro düzeyde disiplinler arası müdahalelerle bu boşlukların giderilmesinde kritik bir rol oynayabilir. Kanunun başarısı, yalnızca çevresel hedeflerin değil, aynı zamanda sosyal eşitlik ve kapsayıcılığın hayata geçirilmesine bağlıdır. Bu nedenle yönetmeliklerle uygulamanın somutlaştırılması ve sosyal çalışmacıların politika planlama ile uygulama süreçlerindeki rollerinin mevzuatta açıkça tanımlanması gerekmektedir.