Klinik Tanılı MRG-Negatif Temporal Lob Epilepsisinde Hipokampal Alt Alanlarda Gözlenen Hacim Değişimleri
Nöropsikiyatri Arşivi, cilt.63, sa.1, ss.495-501, 2026 (SCI-Expanded, Scopus, TRDizin)
- Yayın Türü: Makale / Tam Makale
- Cilt numarası: 63 Sayı: 1
- Basım Tarihi: 2026
- Doi Numarası: 10.29399/npa.29416
- Dergi Adı: Nöropsikiyatri Arşivi
- Derginin Tarandığı İndeksler: Science Citation Index Expanded (SCI-EXPANDED), Scopus, CINAHL, EMBASE, Psycinfo, TR DİZİN (ULAKBİM), Academic Search Ultimate (EBSCO), Middle East & Africa Database (ProQuest), Biomedical Reference Collection: Corporate Edition (EBSCO), Health Research Premium Collection (ProQuest)
- Sayfa Sayıları: ss.495-501
- İstanbul Medipol Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Giriş ve Amaç: Temporal lob epilepsisi (TLE) olgularının yaklaşık %20–30’unda konvansiyonel manyetik rezonans görüntülemede (MRG) herhangi bir anormallik saptanmaz. İnteriktal elektroensefalografi (EEG) kayıtlarının da kalıcı olarak normal olduğu durumlarda tanı ve lateralizasyon önemli klinik zorluklar oluşturur. Bu çalışmada, “elektro-klinik olarak sessiz” MRI-negatif olgularda otomatik hipokampal alt alan volumetrisinin ince yapısal değişiklikleri saptayıp saptayamayacağını ve bu bulguların nöbet semiyolojisi ile ilişkisini araştırmayı amaçladık. Yöntem: Klinik olarak tanı almış MRI-negatif/EEG-negatif TLE’li 24 hasta ile yaş açısından eşleştirilmiş 26 sağlıklı kontrol analiz edildi. 1,5-T MRG’de görsel olarak normal bulgulara rağmen, hipokampal alt alan hacimleri otomatik segmentasyon yöntemi (volBrain) kullanılarak elde edildi. Nöbet semiyolojisi klinik-anatomik ilişkiyi değerlendirmek amacıyla sistematik olarak kategorize edildi. Bulgular: Temporal lob epilepsisi hastalarında, sağlıklı kontrollere kıyasla sağ CA4-dentat girus (CA4-DG) alt alanında anlamlı ve seçici hacim azalması saptandı (p=0,003). Bu fark yaş, cinsiyet ve toplam intrakraniyal hacim için düzeltme yapıldıktan sonra da anlamlılığını korudu (p=0,002). Diğer hipokampal alt alanlarda (CA1, CA2/3 ve subikulum) istatistiksel olarak anlamlı bir hacim farkı gözlenmedi, bu da yapısal değişikliklerin belirgin şekilde CA4-DG alt alanına özgü olduğunu göstermektedir. Sonuç: Bu bulgular, seçici CA4-DG atrofisinin MRI-negatif TLE fenotipinin belirleyici bir özelliği olabileceğini ve “dentat kapı (dentate gate)” yetersizliği hipotezini desteklediğini göstermektedir. Kantitatif volumetri, 3-T MRG veya invaziv monitörizasyon gibi ileri tekniklerin erişilebilir olmadığı sınırlı kaynaklı ortamlarda önemli bir tanısal araç sunmaktadır. Bu objektif yapısal belirtecin kapsamlı semiyolojik analiz ile birlikte değerlendirilmesi, tanısal doğruluğu artırmakta ve zor tanı konulan non-lezyonel TLE olgularında erken klinik müdahaleyi kolaylaştırmaktadır.
Introduction: Approximately 20–30% of temporal lobe epilepsy (TLE) cases present with no visible abnormalities on conventional magnetic resonance imaging (MRI). When interictal electroencephalography (EEG) recordings are also persistently normal, the diagnosis and lateralization become major clinical challenges. We aimed to investigate whether automated hippocampal subfield volumetry could detect subtle structural alterations in these “electro- clinically silent” MRI-negative cases and to correlate these findings with seizure semiology. Methods: We analyzed 24 patients with clinically diagnosed MRI-negative/ EEG-negative TLE and 26 age-matched healthy controls. Despite normal visual inspection on 1.5-T MRI, hippocampal subfield volumes were extracted using an automated segmentation pipeline (volBrain). Seizure semiology was systematically categorized to provide clinical-anatomical correlation. Results: TLE patients exhibited a significant and selective volume reduction in the right CA4-dentate gyrus (CA4-DG) subfield compared to healthy controls (p=0.003), even after adjusting for age, sex, and total intracranial volume (p=0.002). No statistically significant differences were observed in other hippocampal subfields (CA1, CA2/3, or subiculum), indicating a highly localized pattern of structural alteration. Conclusion: These results imply that selective CA4-DG atrophy is a defining characteristic of the MRI-negative TLE phenotype, thereby corroborating the “dentate gate” failure hypothesis. Quantitative volumetry provides a crucial diagnostic tool in settings with limited resources, where advanced techniques like 3-T MRI or invasive monitoring are not accessible. This objective structural marker, when integrated with comprehensive semiological analysis, improves diagnostic accuracy and facilitates early clinical intervention in difficult non- lesional TLE cases.